facebook twitter youtube instagram
Randevu
:
+90 (322) 458 18 21

Uzman Klinik Psikolog Göksu Telmaç

Miniklerden Büyüklere Zor Sorular

Çocukların büyüme süreci bir anne baba için muhteşem keyifli bir yolculuktur. Her adımında ayrı bir renk vardır. Ancak bu yaşamsal yolculuk aynı zamanda çok zorludur. Çocukların büyürken çok ama çok işleri vardır. Fiziksel gelişimleri tam gaz ilerlerken, konuşmayı, yürümeyi, okumayı, yazmayı, düşünmeyi öğreneceklerdir.

Şu anda tüm bildiklerinizi bir düşünün… Tüm bunları nasıl öğrendiniz? İzleyerek, sorarak, taklit ederek.

Sorma ve doğru-yararlı yanıtlar alma çocuklarda büyük bir bilgi kaynağıdır.

Anne-babalar ise çocukların sorularına yaşlarına uygun, dozunda, doğru, net, anlaşılır cevaplar vermede dikkatli olmalıdırlar.

Sizlere çocukların 2-7 yaş arasında anne-babalarına sordukları, yanıtlanması en zor sorular hakkında özet bilgiler paylaşmak istiyorum:

Genelde soru başlıkları

  1. Dünyaya gelme

  2. Ölüm

  3. Allah

  4. Cinsiyet özellikleridir.

Çocukların soyut düşünme becerileri 9 yaşından sonra ilerleme gösterir ve 12 yaşından sonra oturmaya başlar. Biz yetişkinler çocukların soyut öncesi dönemde çok daha titizlikle bilgilendirilmesi gerektiğini unutmamalıyız. Aşağıdaki soru ve yanıtlar okul öncesi dönemlerdeki çocuklar için durumuna uygun olarak kullanılabilir:

 DOĞUM

Anne ben nasıl doğdum?

Sen benim karnımdaydın, orda senin için özel bir kese (yuva) vardı, sen orada büyüdün ve yeteri kadar büyüdüğünde doktorlar seni oradan çıkarttı.

Karnına nasıl girdim? (Bu soru 4-5 yaşta daha sık rastlanır)

 (4 yaştan önce “Bir çocuğumuz olmasını çok istiyorduk ve sen oldun, karnımda büyüdün diyerek gebe kalma sürecini ertelemek daha doğru olur) 4 yaştan sonra kademeli olarak “Babanın vücudunda üretilen spermler, penis yardımıyla bir yolculuğa çıkarlar ve içlerinden bir tanesi annenin vücudunda bulunan yumurta hücresi ile birleşir. Bu birleşme sonucunda bebek oluşur ve büyümeye başlar.” Şeklinde yanıtlanabilir.

Ben karnından çıkarken canın acıdı mı?

 Baban ve ben büyük bir heyecanla senin karnımdan çıkıp yanımıza gelmeni bekliyorduk. Doktorlar senin oradan çıkman için bize yardımcı oldular ve canım çok fazla acımadan sen kaSPAN style=rnımdan çıkıp, yanımıza geldin.

ÖLÜM

Ölüm ile karşılaşmak hepimiz için yıkıcıdır. Çocuklar ise bu dönüşü olmayan gidişin ciddiyetini kavrayamazlar. Geri döneceğine inanırlar. Onların izledikleri çizgi filmde bile gökdelenden düşen karakter kalkıp yeniden yürür. Tamamen yok oluşla tanışmamışlardır. Bir aile yakınının vefatı durumunda en tehlikeli cümleler “O bulutların üzerinde, seni görüyor, seni izliyor” vb dir. İzleniyormuş hissi çocukların fobik duygular taşımasına neden olmaktadır.

O (ölen kişi) nereye gitti?

O artık bizimle olamayacak, o göremeyeceğimiz bir yerde. Onu özleyeceğiz, belki onu özleyip ağlayacağız ama onu bir daha göremeyeceğiz. Onu özleyince fotoğraflarına bakabiliriz, ama bildiğim en önemli şey, onu bir daha göremeyeceğimiz. Ama biz onu hala sevebilir ve özleyebiliriz.

 Çok istersem, iyi olursam, dua edersem geri gelir mi?

Hayır, geri gelmeyecek. Ama biz evimizde onun için bir fotoğraf köşesi yapabiliriz. (Ölen kişinin fotoğraflarını kaldırmak, ondan konuşmamak duyguları erteler ve ertelenmiş yasa, depresyona, çocuğun duygularını gizlemesine neden olur)

 Üşüyor mudur/Acıkıyor mudur?

 Canlılar ölünce, hep yaptıkları şeyleri yapamazlar. Yemek yiyemez, üşümez, acıkmaz veya yorulmazlar. Bu yüzden o da üşümüyordur.

Sen de ölecek misin anne/baba?

Ben uzun süre yaşayacağım, senin yanında olacağım ve seni her şart altında koruyacağım. (Çocuğa onunla uzun bir hayat geçireceğinizi vaat etmek elbette risklidir, ama sizi kaybetme riskini dışarıda bırakan, güven veren bir telkine ihtiyacı vardır. Ayrılık kaygısını dışarıda bırakmak normal şartlar için uygundur)

CİNSELLİK

Çocuğunuzun cinsellikle ilgili sorularına, onun yaşına, gelişim düzeyine ve aile değerlerinize uygun; kısa ve soruya yönelik (çok fazla detaya girmeden) cevap vermek önemlidir.

Neden siz babamla aynı yatakta yatıyorsunuz?

Babanla ben evli olduğumuz ve birbirimizi çok sevdiğimiz için aynı yatakta yatıyoruz. Nasıl aynı evi, çocukları ve sevgiyi paylaşıyorsak aynı yatağı paylaşmaktan da çok mutlu oluyoruz.

Bu (cinsel organ) nedir? Bunun adı ne?

(erkek çocuklar için) Bunun adı penis. Kalbin, burnun vb gibi bu da senin bir organın. Penisinin altında duran torba ise senin testislerin.

(kız çocuklar için) Bunun adı vajina. Ellerin, gözlerin gibi vücudunda bir organ.

(Günlük kullanımda pipi vb kelimeler kullanılsa da bu soru karşısında orijinal terimleri kullanmak daha uygundur)

Anne senin de pipin var mı?

 Hayır yok. Kadınların cinsel organları erkeklerinkinden farklıdır. Kadınların vajinaları, erkeklerin ise penisleri vardır.

Neden babamın/annemin vücudu benimkinden farklı? Ben de onun gibi olabilecek miyim?

Anne babanın vücudu çocuklarınkinden farklıdır. Senin de yaşın büyüdükçe, ellerin, bacakların ve vücudundaki diğer organlar büyüyecek. Sen de baban/annen gibi olacaksın.

ALLAH VE DİNİ KONULARLA İLGİLİ SORULAR

Dini görüşünüz ne olursa olsun çocukların soyut öncesi dönemde korkulardan, soyut kavramlardan uzak olmaları gerekir. Tanrı’nın sevgi dolu, cezalandırmadan uzak, çocukları ve insanları seven, sağlıklı ve iyi olmamızı isteyen bir güç olduğunu bilmesi yeterlidir. “Allah sana günah yazar, Allah seni izliyor, Allah seni taş eder” gibi cümlelerin ve dini bilgilerin dokuz yaş öncesinde yoğun kaygı yarattığı görülebilmektedir.

Allah acıkır mı, nerede, yemek yer mi? gibi sorulara en özel ve net yanıt “Allah acıkan, yemek yiyen bir varlık değildir. Bildiğim en önemli şey Allah’ın bizi çok sevdiği ve bizi koruduğu” çerçevesinde olmaktadır.

Çocukların yanıtlanması zor sorularında en önemli noktalardan biri de o soruya anında yanıt vermek zorunda olmadığınızdır. Üzerinde fazla düşünülmemiş yanlış ve hızlı bir yanıttansa, “Bunu ben de tam bilmiyorum, bana biraz zaman ver düşüneyim/araştırayım sana sonra cevap vereyim” diyerek gerekirse bir uzmana danışarak yol izlenmelidir.

Erken çocukluk döneminde zihne kazınan bazı düşünce, inanç ve korkular yetişkin hayatına dek uzanan duygusal, cinsel problemlere, kaygı bozukluklarına neden olabilmektedir.

Göksu Telmaç

Uzman Klinik Psikolog