facebook twitter youtube instagram
Randevu
:
+90 (322) 458 18 21

Uzman Klinik Psikolog Göksu Telmaç

Anne, Bilgisayarım Olmadan Asla !

Çocukluğunuz nasıl geçti? Gün içerisinde neler yapardınız?

Önce kahvaltı sonra halının üstünde oyun, oradan apartmanın aşağısında, mahallede arkadaşlarla evcilik, futbol, ajancılık… Annenizin diretmesine göre öğle yemeği ve uykusu. Değilse akşam ezanına kadar dışarıda kan ter içerisinde koştur dur. Eve gel, kirden çamurdan arın, yemek ye babayla oyna, hop yatağa. Tatlı rüyalar…Kaç saat televizyon izlerdiniz, bilgisayarınız var mıydı, play station’ınız olmadan arabaya biner miydiniz, restorana gider miydiniz? Şimdiki çocuklar gibi değil miydiniz?

İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında çocuklar pek çok uyaranla bir arada büyüyorlar. Toplumsal güvenlik tehlikeleri nedeniyle eski nesiller gibi ev dışında oynayamıyor, enerjilerini atamıyorlar. Böyle olmayı tabii ki kendileri seçmedi, hepimiz gibi haz alma, eğlenme, mutlu olma, ödül alma odaklı büyüyorlar. Onlara kendini ne iyi hissettiriyorsa ona bağlanıyorlar.

Bilgisayarla bebeklik döneminde tanışabiliyorlar. Renkli, müzikli, canlı uyaranları pek seviyorlar. Oyunlarla tanışıyorlar, anne babalarına ısrarla oyunlar açtırıyorlar. Yeni kelimeler öğrenmesi, ebeveynlerin de hoşuna gidebiliyor ve destekliyorlar. Ancak bu sürecin bir patolojiye dönüşmesi de böyle saf bir şekilde başlıyor. Çocuklar gün içerisinde film izlemek, oyun oynamak, internete girmek için bilgisayar başında geçirdikleri süreyi giderek arttırıyorlar.

Evde yoksa internet kafelerden ulaşıp oyunların ve bilgisayarın bağımlısı oluyorlar.

Özellikle internet kafelerde ailelerinin de izin vermediği oyunlara, sitelere ulaşabiliyorlar. Olumsuz rol modeller ediniyorlar, saldırgan içerikli oyun ve görüntülerden davranış problemleri ediniyorlar. Sahip oldukları sosyal çevreden uzaklaşıyorlar, onlara gerek duymuyorlar.

Bilgisayar ve oyun bağımlılığı, sosyo - kültürel açıdan ele alındığında, kişinin oyun oynadığı (özellikle rol yapma oyunlarında) süre içinde kendi yaşam koşullarından “yapay” olarak uzaklaştığı, oynadığı oyunun içine girdiği hatta kendine yeni bir karakter oluşturma sırasında bambaşka bir kimlik kazandığı görülmektedir.

Bu sayede kişi kısa süre olsa da gerçek yaşam zorluklarından uzaklaşmakta, sorunlarını unutmakta ve yeni bir dünya içinde daha huzurlu olmaktadır ne de olsa bu dünya tamamen kendi kontrolündedir ve beğenilmediği anda kapatılıp istenildiğinde de tekrar açılıp tekrar yapılandırılabilir.

Oynanılan oyunlar aynı zamanda özdeşleşilen karakterler sayesinde kişilerin modelleme gereksinimlerini de karşılamış olur. Yapılan araştırmalar bu oyunları “bağımlılık” derecesinde oynayan ve hatta her ne olursa olsun bırakamayan çocukların “normal”e oranla daha utangaç, özgüveni düşük olduklarını ortaya çıkartıyor.

Psikoloji açısından “oyun bağımlılığı” öğrenme kuramlarıyla açıklanabilir. Operant (Edimsel) Şartlanma teorisine göre bağımlılık yapan uyaranın kullanımı sonrası/sırasında sağladığı olumlu hisler kişinin o uyaranı kullanıma devam etmesi için bir sebeptir. Bağımlılık yapan uyaran, bireyin üzerinde ya hoş hisler bırakır ya da olumsuz hislerinin kaybolmasını sağlar. Bunu bilgisayar oyunlarının çok oynanması ve bağımlılık yaratması sürecinde değerlendirecek olursak, oyunun verdiği görsel uyarıcıların vücutta yarattığı fizyolojik hoşluk hissi sonucu kullanımının sürdürülmesi olarak düşünebiliriz. Birey, oyunun sunduğu yeni dünya karşısında refleksif olarak etkilenir ve oyuna yönelir. Oyun oynama sırasında ve sonrasında da fizyolojik bir rahatlama hisseder. Oyun oynandıktan sonra hissedilen bu tip rahatlatıcı duygular ise oyun oynama davranışının tekrar tekrar yapılıp bir alışkanlık ve hatta bağımlılık haline gelmesine yol açar.

Bilgisayar başında geçirilen zamandan ziyade, bu esnada fiziksel ihtiyaçlardan uzaklaşmak, tuvalete bile gitmemek, yemek yememek, ödev yapmamak, gözleri kızarana kadar başından kalkmamak, bilgisayar kapandığında aşırı tepki vermek, saldırganlık göstermek çocuğunuz için oldukça tehlikelidir. Bu durumda bağımlılıkla ilgili bir destek almanızda fayda vardır. Çocuğunuzun akademik gelişiminden daha da önce zihinsel, sosyal ve ruhsal sağlığı için büyük bir tehlike yaşıyorsunuz demektir.

Bunu engellemek için çocukları erken yaşta bilgisayarla tanıştırmamak, sınırlı tutmak, yemek yemesi, akıllı durması için bir araç olarak kullanmamak gereklidir. Anne babanın da bilgisayar başında aşırı zaman geçirmesi bu bağımlılığa model olacaktır. Okul öncesi dönemde hiç önermemekle birlikte ilkokul ve sonrasında hafta içi sıfır, hafta sonu birer saat bilgisayar kullanımı önermekteyim.

Çocukların ailece gittikleri restoranlarda, yolculuklarda, aile ziyaretlerinde dahi bilgisayar oyunlarına dalmalarını büyük bir zaaf olarak görmekteyim. Ailenin sohbet etmesi, sevgi ve ilgi gösterip paylaşıma davet etmekten vazgeçmemesi gereklidir. Bundan vazgeçilirse bilgisayar çocuğu mutluluğa davet eden kollarını açacaktır…

Göksu Telmaç

Uzman Klinik Psikolog