facebook twitter youtube instagram
Randevu
:
+90 (322) 458 18 21

Uzman Klinik Psikolog Göksu Telmaç

Anne Babalar Çıldırmış Olmalı!

Her gün pek çok anne baba ile tanışıyorum. Hepsinin en büyük ortak özelliği, çocukları için en iyiyi istemeleri. Hepsi de çocuklarının mutlu olmalarını, iyi eğitim almalarını, kendilerine güvenmelerini, ayakta durabilmelerini, kendilerine ve anne babalarına sevgi-saygı duymalarını bekliyorlar.

Bunu çok istemelerine rağmen bazı davranışları ile çocuklarının hedefe ulaşmalarını engelleyebiliyorlar. Tutumlarındaki hatalar, çocukların mutsuz, doyumsuz, özgüvensiz ve iletişimden kopuk olmalarına neden olabiliyor.

Bu tutumların nedenleri de oldukça doğal süreçlerden kaynaklanıyor. Kendi anne babalarından gördükleri, toplumsal dayatmalar, bilgi kalabalığı, çevresel faktörler ile deneme yanılma yolu ile doğruyu bulmaya çalışsalar da olan çocuklara oluyor. Telafisi zor yollara girilebiliyor.

Anne babalar en çok hangi hataları yapıyor?

İpleri çocuğun eline vermek: Çocuk ev düzeninde ipleri neredeyse elinde tutuyor. Televizyon karşısında yemek yiyor, yemeği sevmezse dışarıdan söyleniyor, istediğinde okula gitmiyor, her istediği alınıyor, ödevlerine anne baba desteği alıyor, çantayı anne hazırlıyor, odayı anne topluyor, bir ağlamasıyla akan sular duruyor… Hayatın sorumluluklarından, sınırlardan uzakta büyüyor. Gerçeklerle tanıştığında ise mutsuz, çaresiz, öfkeli oluyor. Anne baba kenara çekildiğinde iş işten geçmiş olabiliyor.

Mutsuz Evliliklerde Çocuk Büyütmek: Harika anne babalar olabilirsiniz ancak evliliğinizde mutlu değilseniz anne babalığınız da tehlike altındadır. Evin içinde sevgi, anlayış, temas ve huzur yoksa orada çocuğa da mutluluk yoktur. Henüz bebekken aranızdaki gerginliği hisseder ve hayata mutsuz bir ortamda başlar. Çatırdayan evlilikleri tedavi etmeden, tartışmalarla, sert ve yabancı tavırlarla bir çocuk mutlu büyütülemez. “Çocuk için devam eden” pek çok evlilik en büyük zararı çocuğa veriyordur aslında…

Çocuğun ruhunu aç bırakmak: Çocukların en büyük ihtiyaçları duygusal olanlardır. Değerli olduğunu hissetmek, ilgi görmek, paylaşmak her çocuğun en büyük hakkıdır. Anne babalar yoğun iş tempolarından geriye kalan vakitlerini ev işlerine, bilgisayar, cep telefonu, televizyona ayırdığında, tek ortak zaman olan hafta sonlarını kalabalık alışveriş merkezlerinde tükettiğinde; çocukla oynamayı yorucu-sıkıcı gördüğünde uzaklaşma başlar. Hırçın, zarar verici çocukların pek çoğunun niteliksiz paylaşım ve ilgisizlik nedeniyle böyle davrandığı bir gerçektir. Ruhsal doyumu tam olan, ilgi ve sevgi gören, oyun oynanan, doğayla iç içe olan çocuklar çok daha sağlıklı ve özgüvenlidirler.

Çocuğa Kendini Yetersiz Hissettirmek: “Dikkat et düşeceksin, terleme, dur ben yaparım, elleme, öyle olmaz…” gibi aşırı müdahaleler çocuğa “Benim denetimim olmadan sen yetersizsin, başaramazsın” mesajı verir. Çocuk özerkliğinden vazgeçer ve anne babaya bağımlı olur. Hayat boyu da onların kararları olmadan uçamaz, özgürleşemez. Ben böyle çocuklar için “Yavru kuş sendromu” diyorum. Annelerinin kanatlarının altından çıkamayan, okula giderken zorlanan, yabancılarla, garsonlarla konuşamayan, zor arkadaş edinen çocukların pek çoğunun yaşadığı sorun da bu aslında.

“En iyisi ol, çünkü sen dünyadaki en zeki, özel çocuksun!”: Her anne baba için çocuğu dünyadaki en değerli özel varlıktır ama bu güdü ile çocuğun yaşamını zorlaştırmak bir hatadır.

Okula başlamadan okuma yazmayı zorla öğretmek, birinci sınıftan itibaren sınıfın en iyisi olmaya zorlamak, yenildiğinde ya da kaybettiğinde sert tepkiler vermek çocuğa “Başardığın kadar değerlisin” mesajı verir. “Arkadaşın kaç aldı, senden yüksek notlar neler, aynı özel dersi alıyorsunuz neden o senden daha yüksek aldı, neden 100 değil de 98” gibi yorumlar depresif bir süreci ve yoğun kaygı problemlerini başlatmaya yeter de artar bile. Her çocuğun potansiyelini bilerek davranmak, “Elinden geldiği kadarını” yapmaya yönlendirmek gerekmektedir. Çocuğun başarısını, motivasyonunu, disiplinini öğretip ona bırakmak en sağlıklısıdır. Ne yapması gerektiğini, sorumluluklarını, hedeflerini, iyi-kötü yanlarını bilen bir çocuk içdisiplin ve motivasyonla bu işi herkesten daha iyi sürdürebilir.

Evet, anne babalık dünyadaki en zor ve keyifli meslek. Her adımda bilinçli ve kendinden emin adımlar atmak, bir hayatı şekillendirmenin farkındalığında olmak en önemlisi.

Yukarıdaki “hatalar” aslında “iyi niye tuzakları”. Hiçbir anne baba bunu yaptığı için suçlanamaz. Ancak çocuğunda nelere neden olduğunu fark ettiğinde hiçbir anne baba böyle davranmaya devam edemedi. Belki sizler de kendi anne babalıklarınızda küçük bir tarama yaptınız.

Eğer hiçbirini yapmıyorsanız ne mutlu, ama hemen hepsini yapıyorsanız…

“Aman Dikkat!”

Göksu Telmaç

Uzman Klinik Psikolog