facebook twitter youtube instagram
Randevu
:
+90 (322) 458 18 21

Uzman Klinik Psikolog Göksu Telmaç

Acıların En Büyüğü...

Ülkemiz üst üste sarsıcı olaylarla karşı karşıya kaldı. Herkes tek yürek oldu, hem şehitlerimiz hem deprem felaketi ve sonrasında yaşananlar için büyük üzüntü duydu.

Acılar üst üste gelse de birbirini unutturmayacak. Özellikle şehit ailelerinin yaşadığı travma ve yas atlatılması çok güç bir süreçtir.

İnsan psikolojisinde belki de en büyük acı ve üzüntü evladını kaybetmekle yaşanır. Bir çocuk, anne ve babasının gelecek projesidir. Yaşama amacıdır ve her gününü ona adadığı parçasıdır. Çocuğunu kaybetmek, yaşama amacını, gelecek projelerini bir anda kaybetmektir. Tarifi imkansız bir acı ve yası beraberinde getirir.

Çocuğunu kaybeden ailelerin yaşayacağı süreçte ilk etapta adeta durumun şokuna girerler ve kabul edemeyip inkar ederler. Böyle bir şey olmamış gibi, rüyadaymış gibi tarif ederler. Kapıdan girecekmiş, telefonla arayacakmış gibi gelir. Ardından öfke etabı gelir. “Neden benim çocuğum, neden ben değil de o?” diyerek duruma öfke duyarlar. Yasın en sonunda ise kabul gelir ve “Hayat devam ediyor” diyerek hiç unutmasalar da hayatlarına ve gündelik yaşantıya devam ederler.

Bu süreçte psikolojik destek almak yas sürecini daha kontrollü hale getirir. Ailenin bu acıyı bir anda unutmasını beklemek, ağlamasını, acısını yaşamasını engellemek ertelenmiş yasa neden olur. Bu acı eşini ve kardeşini kaybedenler için de aynıdır. Vatan için çarpışan çocuklarıyla duydukları gurur acılarını azaltsa da bitiremez. Bu acıyı içe atmak yerine yaşamak, ilerideki ağır depresyon ve diğer sorunlardan bir parça da olsa koruyacaktır.

Deprem sonrası yaşanan travmalar da büyük psikolojik hasarlara neden olur. Ailesini, yakınlarını, evlerini kaybeden bireylerin hayatı bir anda kabusa döner. Travma sonrası stres bozukluğuna neden olur ve uyku bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları gibi pek çok problem gözlenebilir. Sevdiklerini, evlerini kaybeden kişiler güven alanlarını da kaybetmişlerdir. Sokakta ya da çadırda kendilerine uzanacak güvenli bir el bulmak isterler. Onarılması gereken pek çok acı, kayıp vardır.

Bu süreçlerde pek çok psikoloji ve ruh sağlığı dernekleri afet bölgelerinde masalar kurmaktadır ve çocuk-yetişkin herkese yardım eli uzatmaktadır. Özellikle çocukların yaşadığı ve tek başlarına baş edemedikleri travma belirtilerini aza indirgemek bu gibi desteklerle mümkündür.

Belki pek çoğumuz için hayat devam edecek ama şehit ailelerinin, depremzedelerin acıları kolay iyileşmeyecek. Yasın ömrü yoktur ama ilk bir senenin her türlü yas için çok yoğun olduğu bir gerçektir. Kişiler “Geçen sene bugün…” ile başlayan cümlelerle ilk bir seneyi çok zor atlatırlar. Daha sonraki yıllarda da devam eden acıları giderek kabul noktasına ulaşır.

Tüm şehit ailelerine ve depremde kayıpları olan vatandaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Bu gibi felaketlerde toplumsal duyarlılığımız ve yardımlaşma gücümüz en önemli ihtiyaç ve ilaçtır. Dayanışma gücümüzün artarak devam etmesi dileğiyle…